BİLDİRİLER

BİLDİRİ DETAY

Banu BEDİR, Zahide KOŞAN
YAŞLILARA SUNULAN SAĞLIK HİZMETLERI VE AKTIF YAŞLANMA
 
Giriş: Yaşlanma; genetik, fiziksel ve sosyal çevreden etkilenen, ayrıcalıksız her canlıda görülen, tüm işlevlerde azalmaya neden olan süregen, dinamik ve evrensel bir süreçtir. Yaşadığımız yüzyılda çevre şartları, gelir düzeyi ve dağılımındaki iyileşme, bilim ve teknolojideki gelişmeler, eğitim düzeyinin yükselmesi, dengeli ve yeterli beslenmenin sağlanması, barınma koşullarının düzelmesi, sağlık hizmetlerine ulaşılabilirliğin artması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılması bireylerin yaşam süresini ve kalitesini olumlu yönde etkilemektedir. Bu durum gelişmiş ülkelerde yaşlı nüfus artışına ve toplumlarda da yaşlanmaya yol açmaktadır. DSÖ tarafından 1990’lı yılların sonlarında benimsenmiş olan “Aktif Yaşlanma”, yaşlı insanların kişisel haklarının kabul edilmesini ve Birleşmiş Milletler’in de yaşlılar için temel aldığı bağımsızlık, katılımcılık, bakım, kendine yetebilme, huzur kavramlarının esas alır. Tüm bunlar mutlu ve üretken bir yaşlılık sürecini tanımlar. Aktif yaşlanma süreci yaşlıların günlük yaşamlarında sosyal, ekonomik, kültürel aktivitelere katılımlarını esas alır. Bunların sağlanabilmesi için toplumun ekonomik, sosyal, çevresel, bireysel, davranışsal koşulları uygun olmalıdır. Amaç: Bireylerin yaşlılık dönemlerinde de sağlıklı kalmaları, topluma katkıda bulunmaya devam etmeleri için multisektörel işbirliğinin önemini açıklamak ve bu konuda toplum farkındalığı oluşturmak amaçlanmıştır. Kapsam: Yaşlı nüfus demografisi, aktif yaşlanma ve yaşlılara sunulan hizmetler ile ilgili bilgiler derlenmiştir. Bulgular: DSÖ verilerine göre, demografik göstergelerdeki mevcut eğilimler devam ettiği takdirde dünyada yaşlı nüfusun 2000 yılından 2050 yılına kadar 600 milyondan 2 milyara ulaşacağı ve bu artışın büyük çoğunluğunun az gelişmiş ülkelerde gerçekleşeceği öngörülmektedir. Dünya nüfusunun %8.5’ini yaşlı nüfus oluşturmakta olup en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla %30.4 ile Monako, %26.6 ile Japonya ve %21.5 ile Almanya’dır. Türkiye’de ise bu oran %8.2 olup bu değer ile 167 ülke arasında 66. sırada yer almaktadır. Doğumda beklenen yaşam süresi en uzun olan ilk beş ülke; Japonya, İsveç, Singapur, Avustralya ve İspanya’dır. Ülkemizde ise doğumda beklenen yaşam süresi 78 yıldır. Yaşam süresinde artışa bağlı olarak yaşlı bağımlılık oranı da artmış olup ülkemizde %12.6’dır. Yaşlılar yaşlılık döneminde daha sık hastalanmakta, daha fazla kronik hastalık veya sorun ile karşılaşmaktadır. Bu hastalıklar veya sağlık sorunları yaşlının yaşam memnuniyetini ve yaşam kalitesini etkilemektedir. Yaşlıların değişen toplum yapısı içinde yaşam kalitelerinin iyileştirilmesi, sorunlarına ve gereksinimlerine cevap verilebilmesi, aile ve toplumla bütünleşebilmelerinin sağlanmasına yönelik sağlık ve sosyal hizmetlerin geliştirilmesi gerekmektedir. DSÖ, yaşlıların bağımsız yaşamalarının sürekliliğini sağlamak amacıyla sağlam bir sistem kurmanın gelecek için iyi bir yatırım olacağı üzerinde durmuştur. Bu bağlamda 2016 yılında 69. DSÖ toplantısı yapılmış ve bu toplantıda ‘Yaşam Boyu Sağlıklı Yaşlanmaya Yönelik Multifaktöriyel Eylem: Yaşlanma ve Sağlık Üzerine Küresel Strateji ve Eylem Planı’ hazırlanmıştır. Ülkemizde ise yaşlı nüfustaki artışa uygun olarak sağlık sistemi cevabının geliştirilmesi için DSÖ eylem planı ve Sağlık 2020 Hedefleri’ne paralel olarak Türkiye Sağlıklı Yaşlanma Eylem Planı (2015-2020) hayata geçirilmiştir. Bu eylem planı ile yaşlıların yaşam koşullarını uygun hale getirecek dış mekan ve binaların yapılması, sosyal aktivite alanlarının sağlanması, iş gücüne katılımın teşviki, toplumun yaşlılara saygısı ve sağlık hizmetlerinin uygun hale getirilmesi için destekleyici çevrelerin oluşturulması ile sağlıklı ve aktif yaşlanmanın gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca bakıma muhtaç olan yaşlıların yaşadıkları ortamda bakılabilmesi için evde bakım hizmetleri ön plana çıkmış, bütüncül sağlık hizmetlerinin öğesi haline gelmiş ve ülkemizde hastaneler, belediyeler ve özel kurumlar tarafından yürütülen bir hizmet olmuştur. Evde bakım hizmetinin amacı; bireylerin ihtiyaç duyduğu hizmetlerin sosyal devlet anlayışı içerisinde etkin, ulaşılabilir ve ev ziyaretleri kapsamında sunulmasıdır. Evde bakım hizmetleri uygulaması Türkiye’de yeni sayılabilecek bir uygulama olmasına karşın temellerinin 1961 tarihinde 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun ilkeleri ile atıldığı görülmektedir. 10 Mart 2005 tarihinde yürürlüğe giren “Evde Bakım Hizmetleri Sunumu Hakkında Yönetmelik” ile Sağlık Bakanlığı’nın özel sağlık kuruluşları aracılığıyla verilen bu hizmet daha sonra 1 Şubat 2010 tarihinde yürürlüğe giren “Sağlık Bakanlığınca Sunulan Evde Sağlık Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönerge” ile Sağlık Bakanlığı’na bağlı tüm sağlık kurum ve kuruluşları tarafından verilmeye başlanmıştır. Böylece hekimlerin önerileri doğrultusunda hasta kişilere, aileleri ile yaşadıkları ortamda, sağlık ekibi tarafından rehabilitasyon, fizyoterapi, psikolojik destek de dahil ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sağlık ve bakım ile takip hizmetleri sunulmaktadır. Sonuç: Sağlığın bütüncül tanımı kapsamında aktif ve sağlıklı bir yaşlılık multidisipliner yaklaşımla ile mümkündür.

Anahtar Kelimeler: yaşlı sağlığı, sağlık ve bakım hizmetleri, aktif yaşlanma, destekleyici çevre



 


Keywords: